miras değil alınteri
twitter’dan sıkıldım…

twitter’dan sıkıldım…

bir yanda onaylanma kaygısıyla olan biten her şeyle ilgili önce pusuya yatıp; genel kanaatin, en kabul gören söylemin ne olduğunu anlamaya çalışıp, o çizgide bir tweet kuşanarak rt’ten rt’ye koşmaya kendini adamış “fenomenler”…

bir yanda oradaki tek varlık amaçları yüksek takipçili olanlara nedensiz bir kin duyup, rahatsızlık vermek adına her yolu deneyen haddini bilmezler…

bir yanda olayı tamamen ticarete dökmüş ama bunu inatla, utanmazca gizlemeye, maskelemeye çalışan; kısa süre önce yerin dibine soktuğu ünlünün reklamında oynadığı markanın viralini yapan fenomenler…

bir yanda “ben niye fenomen olmuyorum lan, millet götürüyor parayı!” hevesiyle yola koyulup, bütün gününü saçmalamayla ve “yeni takipçilerim kimler” diyerek interactions sayfasını refresh etmeyle geçiren işsiz ergenler…

parayla takipçi satın alıp kendini fenomen ilan eden zavallı zekasızlar…

anne-babasının yanında “bok” diyemezken, burda bütün gün memesini anlatan minik kaşarlar…

kendini tekrar etmeler…

“ulan tıkandım, ne yazıcam şimdi; ama mutlaka bir şey yazmalıyım!”cı kasıntılar…

bu ve bunun gibi türlü türlü gerekçeler…

kısacası sıktıldım twitter’dan…

facebook daha eğlenceli gelmeye başladı…

o “ayy gene kedi paylaştılar, dünyadan bihaberler” dediklerimizin yeri facebook yani…

haa hesabımı falan kapatmıyorum, sadece paylaşmak istedim…

yılmaz özdil yazısı gibi oldu, allah da beni bildiği gibi yapsın…

“haydi takipleşme başlasın”lı tt’ler görünce ben

twitter’da tek gündem futbol olduğunda ben

ertesi gün pazartesi olduğunu hatırladıkça ben

kapatmayı unuttuğum haftaiçi alarmı haftasonu sabahı zırladığında ben

yarın pazartesi dediklerinde ben

facebook’ta “aman ne vefalı 1 arkadaş” desinler diye önüme geleni like ederken ben